26 Şubat 2021 Cuma

POZAM: " AMAÇ, BODRUM'U BODRUMLULARLA BİRLİKTE DÜNYAYA AÇMAK."

BHM
22.02.2021 17:51
POZAM:
Bodrum'un yerel radyoları Radyo Halikarnas ve Radyo Eko'nun Genel Yayın Müdürü usta radyocu, "Keyif Adamı" sevgili Tolga Pozam ile radyo, radyoculuk ve medya üzerine, Bodrum'la ilgili hedefleri ve hayalleri üzerine keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

Merhabalar, Bodrum’a heybenizde radyonun güzellikleriyle teşrif ettiniz Tolga Bey, bu anlamda yeniden hoş geldiniz demek istiyorum öncelikle.

Bodrum’la ilişiğiniz eski yıllara dayanıyor biliyorum ama okurlarımız için biraz anlatır mısınız kendinizi bize? Sesiniz hiç yabancı gelmiyor. 

Nihan’ cığım girizgâh için çok teşekkür ediyorum. Benim Bodrumla ilişkim 80’lerin ortasında başladı. Ailemin ilişkisi 70’lerin başında. 90’ların ikinci yarısı ise lise dönemine denk geliyor. O dönemler bir ritüel vardı belki hatırlayan olur, lise mezuniyetinden sonra mutlaka Bodruma gidilir tatile ve bu daha sonraki yıllarda da tekrarlanırdı. İşte o ritüellere ben de katılmıştım zamanında. Çocukken de Bodrum’u yaşadım, lise ve üniversite çağlarında da yaşadım. Bodrum Barlar Sokağının gerçekten barlar sokağı olduğu dönemleri bilirim. Dolayısıyla farklı farklı dönemlerde farklı farklı Bodrumları yaşamış bir kişiyim. O yüzden de ayrı bir sevgim vardır zaten Bodrum’a. Sesimin tanıdık olmasına gelirsek, 1998 senesinden itibaren başlıyor diyebileceğim bir hikaye. Ben konuşarak meslek edinmeyi 98’de keşfettim. Özellikle İstanbul’da Radyo Kontak’ta yayın yapıyordum. Sonra İstanbul Fm, Number One Fm, Radyo Klas, Metro Fm, Radyo Slow Time gibi radyolarda yayıncılık yaptım. Dolayısıyla o radyoları dinleyenler sesimi oradan tanıyor olabilirler. Zaman zaman tanıtım filmleri, reklamlar seslendirdim. Bazen bazı firmaların marka sesi oldum. Özellikle hanımlar beni Gratis reklamlarından da tanıyor olabilirler. Kampanyaları ben seslendiriyordum. Sesimi bu noktalardan hatırlayanlar olabilecektir diye düşünüyorum.

 

Bodrum’un yerel iki radyo frekansı, Radyo Halikarnas ve Radyo Eko, kıymetli İnan Ailesi’nin bünyesinde sevilen dinlenen iki mecra iken, o hep kızdığımız ama kendimizi içinde bulduğumuz dijital çağın, insan unsurunu kırıp geçiren robotik ve otomatik tutumuna yenik düşer hale gelmişti diyebilir miyiz?

Aslına bakarsan dijital çağın getirileri, otomasyon sistemleri vs radyo yayıncılığı için güzel şeyler. Çok ekstrem bir örnek olacak belki ama atom bombasından yola çıkalım. Atom bombası, atomik partikülleri ayrıştırmayla alakalı yapılan keşifle elde edilmiştir. Ama bu keşif ilk başta kötüye kullanmak değil, insanlığa faydası olsun diye yapılmış ama insan zihniyeti bunu maalesef iyi değil kötüye kullanarak atom bombasını yapmıştır. Dijital çağ da sistematiği ve otomasyonu bizim nasıl kullandığımızla alakalı. Eğer iyi ve doğru kullanırsan radyo yayıncılığı için büyük bir fayda ve avantaj sağlayacaktır. Soruda İnan ailesinden de bahsettin, ben de bahsetmeden geçemeyeceğim. İnan ailesi ile tanışmam çok şeker bir şekilde oldu. Ben Bilgi Üniversitesinde radyo yayınclığı dersleri verdim 3 sene, ben de bu arada Bilgi mezunuyum, öğrencilerimden bir tanesi İnan’ların büyük kızı sevgili Peren oldu. Benim onlarla tanışmam, dolayısı ile Radyo Halikarnas ve Radyo Eko’nun başına geçme hikayemin başlangıç noktası, Peren’in benim dersimi almış olması. O da şu an Londra’da, buradan sevgilerimizi iletelim. Senin soruna döneyim, radyoların dijitalleşmiş olmasından ziyade, İnan ailesi radyoları satın aldığı ve idare etmeye başladığından bu yana gerçekten iyi niyetle ve radyolar için iyi bir şeyler yapmak amacıyla hareket etmişler. Ama onlar satın aldığında yerel ve ulusal radyo karşılaştırması ve kavramları nispeten bir tık daha farklıydı. Bugün geldiğimiz noktada o kadar çok istasyon var ki, Bodrum’da Eko ve Halikarnas dışında bir fazla daha yerel radyo var, üstüne ulusal radyolar, üstüne dijital radyolar, üstüne bir de otomatik müzik listeleri yapıp kişinin zevkine göre müzik çalan platformlar var. Şimdi sen bunlara karşı yarışıyorsun. Dolayısı ile bunlarla yarışırken buradaki sıkıntı dijitallik, otomasyon değil, o yarış içerisinde kendini doğru tanımlamak ve doğru yayıncılık stratejisi ile yayın yapmak. Benim 98’den buyana yaklaşık 23 yıllık yayın tecrübem, üniversitede radyo yayıncılık dersleri veren bir öğretim görevlisi olmamdan dolayı biz bir strateji çizdik Radyo eko ve Halikarnas için. Birçok yerel radyo aynı hataya düşüyor. Kötü bir şey olduğu için söylemiyorum ama bu, yerel radyoları tıkanmaya yönelttiği için söylüyorum. Bodrumlular tarafından Bodrumlular için yayın yapan bir radyo idi her iki radyomuz da. Fakat bizim devralıp benim başına geçmemle beraber stratejileri şuna evirdik: evet bunlar birer Bodrum radyosu. Ama biz müzikalite, yayın içeriği ve yayın stratejisi açısından bir ulusal radyo mantalitesinde yöneteceğiz bu iki radyoyu. Bilindik majör radyolar nasılsa biz onların İstanbul yerine Bodrum’dan yayın yapan versiyonu olacağız. Neden Bodrum merkezli çok iyi yayın yapan radyo olmasın? Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanından bizi dinleyenler var. Bununla beraber Bodrum’u da işin içine katarak ulusal yayıncılık kafasında yayın yaptığımız takdirde bizi uzaklardan dinleyenler aah Bodrum ah diyerek ve keyifle dinliyorlar. Bu arada şunu belirtmeden geçemeyeceğim, bunu sağlayan, aynı zamanda sorunu da yaratan dijital sistemler. Eğer bugün internet kullanımı ve aplikasyonlar bu kadar popüler olmasa ve yayıncılık bu aplikasyonlar üzerinden yapılmıyor olsa biz bugün yayınımızı yalnızca Bodrum yarımadasına yapabiliyor olacaktık. Ama internet sayesinde, dünyada internetin çektiği her yerde Radyo Halikarnas ve Radyo Eko’yu yayına verebiliyorum. Burada kullandığımız birkaç platform var. Özellikle bahsetmek istediğim biri var ki Türkiye’nin en çok tercih edilen platformlarından bir tanesi. Karnaval Radyo uygulaması. Karnaval grubuna da verdikleri destek için çok teşekkür ediyorum. Onlarla güzel bir yola çıktık. Önceden o grubun radyolarında çalıştığım için farklı bir diyaloğum var. Dolayısıyla bu dijital çağda internet yayını yapmamız ve Karnaval’da olmamız bize çok büyük bir fayda sağlıyor. Bu da Bodrum un sadece Bodrum’da yaşanmasını değil tüm Türkiye’ye hatta tüm dünyaya açılmasını sağlayan bir teknoloji.

 

Peki şimdi Radyo Halikarnas ve Radyo Eko hayatlarımıza yeniden girerken, biz dinleyicileri neler bekliyor? “Radyo” kavramını yeniden sevdirip alışkanlık haline getireceğine inandığınız ne gibi projeleriniz var?

Hem Radyo Halikarnas hem Radyo Eko, birer “Konuşan Radyo” olma yolunda ilerliyor. Geldiğimiz noktadan bugüne, radyo içerisinde birtakım değişiklikler yaptık. Radyoda çalınan müziklerle alakalı farklı formülasyon uyguluyoruz. Biraz daha ulusal radyo kafasında işleyen radyo formatı diyebiliriz. Çaldığımız şarkıları titizlikle seçiyoruz, yalnızca popüler diye radyolarımızda yer vermiyoruz. Özellikle aradığımız bir sound, özellikle aradığımız bir enerji var şarkılarda. Müzikler konusunda öyle titizlikle çalışıyoruz ki, bu konuda iddialıyız, eski radyolarda olduğu gibi “şarkı keşfetme” yolunda ilerliyoruz. Bugün birçok ulusal radyo içeriğinden başka tarzda ya da henüz popüler olmamış şarkılara yer vermiyorlar. Biz tam tersine popüler olmasına, hangi radyoda ne kadar çaldığına bakmadan yayınlıyoruz çünkü o şarkı güzel bir şarkı. Bunun da temelinde şu var, hani dedim ya, Bodrum Bodrumlular için farklı, dışarda olanlar için farklı. Ama hepsinin bence aynı çatı altında toplanacağı bir kelime var: Keyif. Bodrum keyifli bir yer. Bodrum aslında çok uzun yıllar boyunca yaz tatili ile özdeşleşmiş, mutlulukla, denizle güneşle özdeşleşmiş, Halikarnas Balıkçısı’yla özdeşleşmiş bir yer. Biz sevdiğimiz şarkıları seçerken tüm bu kavramlardan yola çıkarak seçiyoruz. Neden radyolar dinlenmeli sorusuna cevap, müzikalite olarak baktığın zaman burada yatıyor. Bugüne kadar maalesef eldeki imkanlardan yola çıkılmış diye tahmin ediyorum. Stabil bir yayıncılık söz konusu olmamış. Her sabah radyo Halikarnas’ı açtığınız zaman karşınızda Caner Bulut’u bulacağınızı bileceksiniz. Bu sayede bir ilişki başlayacak radyo ile aranızda. Pazartesi’den Perşembe’ye her akşam 17:00’da Radyo Eko’yu açtığınızda Keyif Adamı Tolga Pozam, yani benim yayında olduğumu bileceksiniz. Bu bir radyo ilişkisini idare etmektir. Dinleyici dinleyip karakterleri sevdikçe daha sık dinleyip daha çok bağlanacak. Ben radyoya adımımı ilk attığımda şöyle bir şey demişlerdi bana, hala çok hoşuma gider: “ Her radyo aynı şarkıyı çalabilir; ama o şarkılara hayat verenler siz yayıncılarsınız.” Biz de yayıncılarımızı özellikle o şarkılara hayat verebilecek doğru kişilerden seçiyoruz. Dolayısı ile konuşan, stabil yayınları ,samimi ve sıcak yayıncıları olan bir radyo grubuyuz.  Bizim farklılığımız ilk olarak seçip çaldığımız müziklerin gerçekten iyi olması, ikincisi yaptığımız yayınların Bodrum’un genel aurasını taşıyan sıcak ve samimi yayınlar olması. İlerleyen zamanlarda farklı yayın projelerimiz de olacak. Adım adım gelişiyoruz. Farklı farklı yayıncıların katılımı ile çok daha güçlü bir hale geleceğimizi biliyoruz. Önemli olan, birçok ulusal kanalda olduğu gibi sadece şarkı anonsuyla kalmayıp , şarkıların hikayeleriyle yayın yapmak. Hayatı radyodan dinleyicilere yansıtarak, gayet inanarak, misyonumuzu Radyo Eko ve Radyo Halikarnas’ta güzel bir şekilde gerçekleştirdiğimizi düşünüyorum. Buradaki kilit kelime samimiyet. Bodrum samimi bir yer, biz bu samimiyeti yansıtıyoruz ve stabil olarak yapıyoruz bunu. Bu çok önemli bir kelimedir radyo yayıncılığında. Ulusal radyo kafasında yayın yapabilmek için dinleyici şu gün şu saatte şu yayın var diyebilmelidir.

 

Biraz daha acımasızca sorayım Tolga, her ruh haline göre oluşturulmuş listeleri ve tertemiz ses kalitesi olan müzikleriyle alışkanlığımız haline gelmiş müzik dinleme siteleri yerine neden RADYO dinlemeyi tercih edeceğiz?

Radyo bir samimiyettir, radyo bir ilişkidir aslına bakarsan. Radyo sadece müzik dinlemek değildir, yayıncı ile dinleyici arasında bir samimiyet ve bir bağ oluşur. Bodrum’un gene aurasından dolayı, Bodrum bu samimiyetin doruk noktasında yaşanabileceği bir lokasyon. Bir anektod anlatayım,  İngiltere’de insanların sıkı bir radyo dinleme alışkanlıkları vardır. Yıllar evvel, İngiltere’de radyolar konuşmayı çok azalttı bir dönem, azaldıktan belli bir süre sonra radyo dinleyicisi huzursuz olmaya başladı ve radyolara şikayet gelmeye başladı. Dediler ki “radyomuzdaki arkadaşlarımızı özledik”. Ne kadar güzel bir şey.. Arkadaşları gibi görüyorlar. Biz radyo yayıncıları, gün içerisinde ne yapıyorsanız, yemek yaparken, plajda güneşlenirken, araç kullanırken , öğle molasında  ..vs biz yanınızdaki arkadaşınızız. Otomatik aplikasyonların müzik listelerinde bu samimiyet yok. Bodrum dinleyicisi de bizim bu samimiyetimizi alıyor ve sevgileriyle çok güzel karşılık veriyorlar.

 

Dijital çağın sürekli olumsuz etkilerinden söz etmek de olmaz tabii. İyi taraflarından bahsedelim biraz da. Malum artık her türlü medya yayını teknoloji ile evrensel hale geldi. Bodrum dışından dinleyiciler de Radyo Halikarnas ve Radyo Eko’ya günün her saati ulaşıp dinleyebilecekler mi?

Amaç sadece Bodrum için Bodrumlulara yapılan bir yayın değil; amaç, Bodrum’u Bodrumlularla birlikte tüm Türkiye’ye hatta tüm dünyaya açmak, dolayısı ile biz bu yolda ilerlerken sizlerin de destekleriyle, teşekkür ediyorum çok güzel bir röportaj oldu,  hayal şu son noktada: Neden Bodrum’dan yayın yapan ulusal bir radyo olmasın? Baktığın zaman yerelden çıkıp ulusal yayın yapan radyoların yüzde 90ı İstanbul’dan çıkmıştır. Capital Radio vardı Ankara’dan çıkan. Çok severim..

Dinleyicilerimiz şu an hali hazırda Radyo Halikarnas'a 105.8 , Radyo Eko'ya 107.6 yerel frekanslarından, daha önce belirttiğim Karnaval Radyo uygulamasından, ayrıca Online Radio Box, Tune In gibi uygulamaların yanı sıra tarayıcıların arama motorlarına radyolarımızın ismini yazarak da radyo dinleme siteleri üzerinden internet olan her herde bizleri dinleyebiliyorlar. 

Bu arada bu projede, Radyo Eko ve Radyo Halikarnas’ın dünyaya açılması sürecinde atılan ilk adımlarda benimle beraber omuz omuza çalışan , desteğini hiçbir zaman esirgemeyen, Radyo Halikarnas’ın sabah yayıncısı sevgili Caner Bulut arkadaşıma, ki yıllardır biz bu meslekte beraber çalışıyoruz onunla, çok teşekkür ediyorum. Müzik direktörümüz sevgili Serpil Ayazoğlu; radyoların neredeyse kurulduğu günden bu yana radyoların tarih ve geçmişini çok iyi bilen ve müzik direktörü olarak bana çok yardımcı olan, çok güzel bir çalışma sinerjisi yakaladığım bir arkadaşım. Ona çok teşekkür ediyorum. Ayrıca teknikten sorumlu arkadaşımız Metin Çelik gerçekten kendisini çok iyi yetiştirmiş ve bana kalırsa radyolar ve teknik dendiği zaman aklıma yazdığım 2-3 kişiden birisidir, kendisine çok teşekkür ediyorum, bunun yanı sıra İstanbul’dan bizi destekleyen, tüm prodüksiyonlarımızı yapan hatta yapmakla kalmayıp, çeşitli programlar da sunan sevgili Erdem Rençberler’e de çok teşekkürlerimi sunuyorum. Tabii bu süreçte bizi yalnız bırakmayan değerli yayıncılar Shara, Fırat Şahin , Neil Soef, ve tabii sabahları Bir Bodrum Sabahı programında Caner’le birlikte yayın yapan Ömer Özkoca, nam-ı diğer Ömer Hoca, İstanbul’dan beni destekleyen, önceden öğrencim olan ve bugün yayınlarını keyifle dinlediğim Rıfat Toledo ve Kağan Doğan’a, yine öğrencimlerimden , kendisini şimdi hafta sonları Radyo Eko’da dinleyebildiğimiz Can Ayhan’a, pek yakında Radyo Eko’da yayına başlayacak olan, Türkçe rock camiasından tanıdığımız Haluk BB’ye, Radyo Eko’da Cuma akşamları bize destek çıkan İlka Lichi’ye destekleri için buradan bir kez daha teşekkürlerimi sunuyorum. Onların radyo tutkusu ve Bodrum sevgisiyle Radyo Eko ve Radyo Halikarnas’ın çok iyi yerlere geleceğine hiçbir şüphem yok.

Teşekkür ederim beni ağırladın, çok güzel bir sohbet oldu, Radyo Halikarnas ve Eko’nun başındayım. Kapımız her zaman açık, radyo, radyoculuk, medya üzerine ne zaman sohbet etmek isterseniz ben buradayım. Sizlere de destekleriniz için çok çok teşekkür ediyorum.

Son Haberler

©2016 - BHM | BODRUM HABER MERKEZİ info@bodrumhabermerkezi.com